Alaçatı Gezi Rehberi

Son birkaç senedir tatillerini sürekli Bodrum’da, Antalya’da falan geçiren insanların yoğunlukla rotalarını Alaçatı’ya çevirmeye başladığını gözlemliyoruz. Peki nasıl oldu da Alaçatı bi’ anda ‘’tatilde buraya gelmeyeni dövüyoruz’’ moduna girdi acaba? Tamam, çivi gibi soğuk bir denizi var, sörf falan dediniz mi Alaçatı bu işin asıl mekanı, e konum olarak da çok tatlı bi yerde… Daha ne olsun diye sorduğunuzu duyar gibiyiz, ancak biz Alaçatı’nın bu enteresan yükselişini daha ziyade Alaçatı’ya son birkaç yılda açılan mekanlardan, beach clublardan ve birbirinden enteresan butiklerine bağlıyoruz. Hani bir aralar ne zaman Instagram’ı açsak bütün arkadaşlarımızı Karaköy’de, Balat’ta, Moda’da falan görüyorduk ya, tam olarak o hesap işte. Yalnız son senelerin en popüler noktalarından biri haline geldiğini fark eden Alaçatı; sadece popülarite açısından değil, aynı zamanda fiyat açısından da uçmuş durumda. Oraya gittiğinizde şok olmayın diye bunu da belirtmek istedik, zira Alaçatı’da ucuz bir öğün geçirmek pek mümkün gözükmüyor.

Oldukça kalabalık ve kocaman bir şehir olan İstanbul’da yaşayan bizler, ne zaman biraz küçük bulduğumuz bir tatil beldesine gitsek sürekli bir şey muhabbeti dönüyor genelde, ‘’ağbiii, İstanbul’un trafiği bile insanı hayattan bezdirmeye yeter.’’. Fakat Alaçatı’ya karşı gittikçe artan bu sevgi, bizi artık bu konuşmayı çevirmekten alıkoyar hale getirmiş durumda. Çünkü artık bizce Alaçatı da hem insan yoğunluğu, hem de pahalılık açısından tatil bölgelerinin İstanbul’u haline geldi. Bu talep yoğunluğundan kaynaklı olduğunu düşündüğümüz bir şekilde de Alaçatı’daki bazı işletmelerin müşterilerine karşı tutumu ‘’beğenmeyen küçük oğluna almasın’’ tavrından farksız. Bütün bu saydıklarımız demek değil ki Alaçatı’da keyifli ve huzurlu bir tatil geçiremezsiniz. Zaten kültürel anlamda gezebileceğiniz yerler çok kısıtlı, bu durumda da tatilinizi asıl önemli kılacak nokta vakit geçireceğiniz mekanlar oluyor.

Alaçatı denilince akla ilk gelen şeyler sörf yapmak, çılgın bir eğlence ve tabi ki buz gibi denizin tadını çıkarmak oluyor genelde. Dolayısıyla sadece hafta sonunuzu Alaçatı’da geçirebileceğiniz gibi, bizce şöyle kendinizi hiç kasmadan bi 4-7 gün de geçirebilirsiniz. Burada yapacak birçok şey bulunduğundan, her gününüzü dolu geçirmek üzere aktivite bulmak için çok da bir çaba harcamanız gerekmeyecektir. Biz Alaçatı diye girdik direkt mevzuya ama bildiğiniz üzere Alaçatı aslında Çeşme’nin bir beldesi. Dolayısıyla Alaçatı ile kendinizi sınırlamak zorunda değilsiniz, bizce gezin gezebildiğiniz kadar. Tabi bu yazımızın as solisti Alaçatı olduğu için, bu yazıda sadece Alaçatı ile ilgili şeylere yer vereceğiz. Ama sözümüz olsun, Çeşme’yi de yazarız. Sizi mi kıracağız?

Her ne kadar Alaçatı’nın içinde dolanmak için bir araca ihtiyacınız olmasa da, merkezin plajlardan biraz uzak olduğunu söyleyebiliriz. ‘’Taksiye binerim’’ demeyin hiç, bas bas bağırdık yukarıda ÇOK PAHALI diye, taksiler de aynı şekilde. Işınla bizi Scotty… Şaka yapıyoruz. Eğer fırsatınız varsa, Alaçatı’da araba kiralamanızı tavsiye edebiliriz. Alaçatı’nın etrafında bulunan yakın mesafedeki beldelere gitmek için de merkezden kalkan dolmuş ve minibüslerden yararlanabilirsiniz. ‘’Plajla işim yok, merkezde takılırım’’ diyenler için de sabahları bisiklet kiralamak (sabahları diyoruz çünkü akşamları merkez o kadar kalabalık oluyor ki bisiklet canınızı sıkabilir) veya yürümek en güzel seçenek.

Gelelim Alaçatı’da konaklama mevzusuna… Alaçatı’nın imzalarından birinin butik oteller olduğunu düşünürsek sanırım inanılmaz bir butik otel bolluğu olduğunu söylememize gerek bile yok. Ancak Alaçatı’ya talebin de bir o kadar yüksek oluşundan kaynaklı bir şekilde sezonda bu otellerde yer bulmak neredeyse mümkün değil. Dolayısıyla eğer bir Alaçatı planı yapmayı düşünüyorsanız hangi oteli seçerseniz seçin bi 3-4 ay önceden rezervasyonunuzu yaptırmanızda fayda var. Özellikle size önermek istediğimiz birkaç otel var:

  • Evliyagil Hotel by Katre

Instagram’dan çoğumuzun aşina olduğu tezgahlarıyla, Evliyagil kesinlike size gönül rahatlığıyla önerebileceğimiz bir otel. Alaçatı’nın minnoş taş mimarisini yansıtan dizaynlarıyla misafirlerine oldukça arkadaş canlısı bir tatil atmosferi sunuyorlar. Personelleri deseniz hep güler yüzlü, servis eksiksiz denecek kadar güzel. Kahvaltıları da en az otelin geri kalanı kadar şahane; ev yapımı reçeller, taptaze köyden gelme ürünler ve aklınıza gelen diğer kahvaltılıklar. Bizim özellikle hoşumuza giden şey ise otelin konumu. Alaçatı’nın merkezine hem bu kadar yakın olup, hem gürültüden bu kadar uzak olmak nasıl mümkün oluyor bilmiyoruz ama çok büyük bir artı olduğunu düşünüyoruz. Sörf yapabileceğiniz yerlere, yat limanına ve plajlara birkaç kilometre uzaklıkta bulunuyor. Otelin adını önemli edebiyatçılarımızdan biri olan Necdet Evliyagil’den almış olması da çok hoşumuza gitti. Eğer burada konaklamaya karar verirseniz, meşhur tezgahlarının üzerinde fotoğraf çekilmeyi unutmayın!

  • GAIA Alaçatı

‘’GAIA’’ Yunan Mitolojisinden gelme bir isim. Kendi internet sitelerinde de ifade ettikleri gibi: ‘’Gaia, Kaos’tan sonra meydana gelen, dünyayı, yeri, evrensel bir öğe olarak toprağı, başlangıcı ve varoluşu simgeleyen kozmik bir varlık, Toprak Ana’dır.’’ İlk anda ismiyle ilgimizi çeken bu otelin, çok hoşumuza giden bir başka özelliği daha var. Bu da ‘’ileri dönüşüm’’ü mottoları olarak belirlemiş olmaları! Oteli dizayn ederken geri dönüşümü sıkıntılı olan ve artık işe yaramaz olarak görülen eşyaları yaşama geri kazandırmışlar. Mesela barlarını Alaçatı’nın eski elektrik direklerinden üretmişler, inanabiliyor musunuz? Kullandıkları her materyal doğa dostu. Aynı zamanda Gaia Alaçatı’nın tatlış sahipleri, Alaçatı’daki sokak hayvanlarının bakımını da üstlenmişler. Şimdi onlar bu kadar güzel işler başarmışken kahvaltıları böyle güzelmiş, odaları şöyle güzelmiş demek sanırım artık biraz boş kalacak. Burayı genel anlamda ne kadar çok beğendiğimizi ve sahiplerini hem çevreye hem de hayvanlara duyarlı oldukları için ne kadar takdir ettiğimizi anlatamayız. Dileriz ki böyle devam etsinler, bizden size 10 üzerinden 11 puan!

  • Villa Taraça Alaçatı Romantik Otel

Konaklamayı merkezde değil de biraz daha doğanın içinde yapmak isteyenler için önerimiz Villa Taraça olacak. Ne merkezin içinde, ne de merkezden kilometrelerce uzak. Sanki Alaçatı’nın o kalabalık sokaklarından kilometrelerce uzaktaymışsınız gibi hissettirse de burası size, aslında Alaçatı’nın merkezi olan Hacımemiş’e sadece 1-2 kilometre uzaklıkta. Oteli tasarlarken Toscana’dan esinlenmişler belli ki, buradayken kendinizi ister istemez İtalya’da hissediyorsunuz. Villa Taraça’da yalnızca 10 oda bulunuyor ve bu 10 odanın her biri başka bir konsepte sahip. Dekorasyonlarında genellikle antika koleksiyonlara yer vermişler. Otel bir tık yüksekte olduğu için çok da hoş bir manzarası var. Her şey manzara değil tabi, servisleri ve personelleri de çok başarılı. Biz henüz tatma fırsatı bulamadık ama otelin sahibi Didem Hanım’ın ev yapımı reçellerinin methini çok duyduk. Aynı zamanda yine Didem Hanım’ın 5 çayı için yaptığı pasta ve türevi şeyler de bir o kadar lezzetliymiş. Bir de öğrendiğimizde çok hoşumuza giden bir bilgi olarak, otelin büyük salonunda bulunan bir çerçeve var. Bu çerçevenin içinde Mustafa Kemal Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım’ın işlediği bir örtü bulunuyor!

Konaklamamızı da ayarladık, peki Alaçatı’da nereleri görebilir, neler yapabiliriz?

Yel Değirmenleri

Manzara aşıkları, toplanın! Alaçatı’nın simgesi haline gelmiş yel değirmenlerini ziyaret etmeden tatilinizi sonlandırmayı düşünmüyorsunuzdur umarız? Bu yel değirmenleri 1850’li yıllardan kalma. Geçmişte buğdayı una çevirmek amacıyla kullanılmış olsalar da, şu an restore edilmiş haldeler. Bazı yel değirmenleri de restoran ve kafe olarak kullanılıyor hatta. Alaçatı’yı tepeden seyre dalmak, bol bol fotoğraf çekmek ve ‘’hayat ne güzelmiş ya!’’ hissini yaşamak için bizce burayı görmeden dönmemelisiniz. Yukarıdaki kafelerden görünen görüntü öylesine güzel ki, kafelerin birinde oturup üst üste 12 bardak çay içmiş şekilde bulabilirsiniz kendinizi.

Alaçatı Pazarı

Burası Çeşme’nin en büyük pazarı, aynı zamanda tüm Türkiye içinde en iyi ve en büyük pazarlardan biri olarak görülüyor. Taptaze yerel yemekleri, meyveleri, bitkileri, sebzeleri ve çeşitli ev tekstili ve kıyafetlerini bulabileceğiniz Alaçatı Pazarı’na hoş geldiniz! Bu pazar cumartesi günleri Şehitlik Caddesi üzerinde kuruluyor ve akşamın geç saatlerine kadar da açık tutuluyor. Özellikle sezonda inanılmaz kalabalık olduğu için o herkesin birbirini ittirdiği pazar kalabalıklarından hoşlanmıyorsanız sabahın erken saatlerinde gitmenizi önererek size küçük bir tüyo vermiş sayılabiliriz.

Delikli Koy

Burası tam olarak Kaş’ın Kaputaş’ı gibi. Nasıl ki Kaş deyince akıllara direkt Kaputaş’ın o mükemmel manzarası geliyorsa, bizce Alaçatı denilince de akıllara ilk düşen yer Delikli Koy oluyor. Burası diğer plajlara göre daha sessiz, çünkü birçok plaja göre deniz çok soğuk ve plaj çakıl taşlarıyla kaplı. Burayı özel kılan şey ise denizin içinde doğal bir şekilde oluşmuş oyuklar. Zaten isminden de anlayacağınız gibi ismini tam olarak buradan alıyor. Diğer Çeşme plajlarına nazaran biraz daha az insan akınına uğradığı için biraz daha sessizlik arayan insanlar buraya gidiyor demek çok da yanlış olmaz. Aynı zamanda etrafında kamp yapılabilecek alanlar da olması sebebiyle kampçıların da uğrak noktası. Denizin dibi de, sahilin tamamı gibi taşlarla kaplı olduğu için buraya giderken yanınıza mutlaka bir deniz ayakkabısı almanızı öneriyoruz. Deniz kestaneleriyle karşılaşma ihtimaliniz olduğunu da belirterek, kendilerine bizden selam söylemenizi rica ediyoruz!

Ayios Konstantinos Kilisesi / Pazaryeri Camii

19.yüzyılda Yuhannis Halapes tarafından inşa edilen Ayios Konstantinos Kilisesi, küçük tadilatların ardından cami olarak kullanılmaya başlanmış. Burayı ‘’ziyaret edilmesi gereken yer’’ statüsüne koyan şey ise bu yapının asıl kilise haline sadık kalınarak camiye dönüştürülmüş olması. Yapının kilise halinden kalma Hristiyanlığa ait duvar ikonları hala duruyor ancak bildiğimiz kadarıyla ibadet sırasında üstü bir örtüyle örtülüyor.

Kemalpaşa Caddesi

Alaçatı’nın en revaçta, en popüler caddesi burası. Yeni açılan çoğu restoran, caddeyi sağlı sollu kuşatmış durumda. Restoranlar dışında annenize, babanıza, amcanıza, amcanızın oğluna, amcanızın oğlunun karısına kadar hediyelik eşya bulabileceğiniz dükkanlar da burada bulunuyor. Artık müdavimlerinin olduğu kafelerin çoğu da burada yer alıyor. Gün içinde çok aşırı hareketli değil, ama havanın kararmaya başladığı andan itibaren bir anda çılgınlarca bir kalabalığın üzerinize yürüdüğünü fark ediyorsunuz. Sabahlara kadar açık eğlence mekanlarının da adresi burası!

Alaçatı Port

Bodrum’a gittiyseniz, Yalıkavak’taki Palmarina’yı bilirsiniz. Birbirinden lüks mekanların birbiriyle yarıştığı bir yat limanından bahsediyorum. Sanki Alaçatı’nın geri kalanı çok ucuzmuş gibi BİRAZ DAHA fazla hesap ödemek isterseniz eğer, burada size hitap edebilecek bir sürü lüks mekan bulunuyor. Konaklama açısından da tercih edilebilecek tesisler bulunuyor evet, ama bizce çok gerekli mi diye sorarsanız, tartışılır.

Hacımemiş Sokağı

Hacımemiş Sokağı, Çeşme’nin geri kalanına göre bir tık daha sakin bir nokta. Buraya gelmişken mutlaka bu sokaktan geçerek bir turistik yürüyüş yaparsınız zaten ama burası asla Kemalpaşa Caddesi kadar hareketli değil. Bu sokakta daha ziyade butik işletmeler yer alıyor, bunu bilenler de oturup muhabbet sohbet etmek için bu sokağa geliyorlar.

Ot Festivali

Çeşme’de katılabileceğiniz çok şeker bir festival bulunuyor, söylemeden geçemedik. Çeşme Belediyesi 10 senedir artık geleneksel hale gelen bu festivali genelde Nisan ayında düzenliyor. Baya da kalabalık oluyor bu festival. Her yıl festivalde farklı bir tema belirleniyor ve bu tema da bir ot oluyor. Örneğin 2019’da seçilen tema ‘’pazı’’ idi ve festivalde öne pazıdan yapılan yemekler çıktı. Festival boyunca da birçok yemek atölyesi düzenlendi ve bu atölyelerde yapılan yemeklerde de pazı kullanıldı. Konserler, yarışmalar derken bu festival baya bir hareketli geçiyor, ilgilisine duyuruyoruz.

Bu kadar gezip dolandıktan sonra bi’ denize girip serinlemek istersiniz diye düşündük, bu yüzden size ‘’Alaçatı’da Gidebileceğiniz 5 Plaj’’ yazımızı da öneriyoruz!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Fill out this field
Fill out this field
Lütfen geçerli bir e-posta adresi girin.
You need to agree with the terms to proceed

Menü