Lavanta Kokulu Köy Gezi Rehberi

Düşünsenize, öyle bir yere gidiyorsunuz ki arabanın kapısından kendinizi dışarı attığınızda mis gibi temiz hava ve lavanta kokuları karşılıyor sizi… Hayır, hayallerinizden bahsetmiyorum. Tam olarak Isparta’nın son zamanlarda çok meşhur olan Kuyucak Köyü’nden bahsediyorum. Aynı zamanda bu kadar güzel lavanta tarlalarını görebilmek için ta Fransa’nın Provence iline gitmeniz gerekmediğinin de müjdesini vermiş bulunuyorum. Peki ne oldu da Kuyucak Köyü bir anda bu kadar popüler oldu? Kültür ve Turizm Bakanlığı ile birlikte, Kuyucak Köyü’nün kalkındırılmasına destek veren birkaç başka program ve ajansın ortak çabası sayesinde artık Kuyucak Köyü neredeyse herkes tarafından bilinir hale geldi. Doğanın bozulması ve turistlerin karbon ayak izi açısından bakıldığında bunun ne kadar iyi olduğu aslında tartışılabilir bir durum olsa da, gezginler olarak biz böyle bir cevheri keşfedebildiğimiz için çok mutluyuz!

Toroslar’ın eteğinde yüksek bir tepeye kurulmuş olan Kuyucak, lavanta tarlaları ile çevrili şirin bir köy. Kuyucak Köyü eskiden beri bu kadar lavanta tarlalarıyla dolu değilmiş tabi, lavanta ilk defa 1975 yılında köye getirilmiş ve 30 aileye 15’er kök dağıtılarak üretimine başlanmış. Şu an baktığımızda neredeyse 3 bin hektara ulaşmış durumda bu tarlalar ve Türkiye’deki toplam lavanta üretiminin yüzde 93’ünü karşılıyorlar. Hem yukarıda bahsettiğim kalkındırma projelerinin başarıyla sonuçlanmasıyla, hem de bu lavanta kokulu köyün güzelliğinin keşfedilmiş olması sayesinde sezon boyunca buraya birçok turla insanlar akın ediyor. Tabii biz de eksik kalmıyoruz ve kendi tur planımızı şöyle bırakıyoruz: Lavanta Kokulu Köy Turu

Bütün bu turlar, kalkındırma çalışmaları falan sadece gezginlere değil, doğal olarak oradaki yerel halka da basit tabirle ekmek kapısı olması açısından çok iş görüyor tabii, köyün kadınlarının da bu açıdan yepyeni fırsatlar elde etmesi bence harika bir şey. Köyde gezerken birçok farklı tezgah görüyorsunuz ve bu tezgahlarda gördüğünüz şeyler sizi hiç de şaşırtmayacak şekilde lavantalı oluyor. Lavantalı dondurma, sabun, yağ, bal, su, çay ve aklınıza gelebilecek çoğu köy ürününün en doğal hallerini burada bulmak mümkün. Aynı zamanda ellerinden muazzam gözlemeler yiyebileceğiniz teyzeler ve oturup keyifli vakit geçirebileceğiniz yörükler de bulunuyor.

Peki bu lavanta tarlalarını görüp de memnun ayrılmamak mümkün mü? Eğer yanlış zamanda giderseniz, maalesef ki mümkün. Bu zamanı kaçırmamanız için de ya kendiniz sıklıkla bu tarlaların durumunu sosyal medyadan takip etmelisiniz ve seyahat planınızı istediğiniz zaman yapabilecek kadar esnek bir zamanınız olmalı, ya da yukarıda size linkini bıraktığım turumuza katılıp kendinizi ekibimizin kollarına bırakmalısınız. Çünkü biz sizin için bu zamanları zaten takip ediyor oluyoruz!

Normalde bu lavanta kokulu köye seyahat için en uygun zamanlar Haziran sonu ve Temmuz başı. Çünkü lavantalar Haziran’da yavaş yavaş çiçek açmaya başlıyor ve Temmuz’un son haftasına kalmadan da hasat işlemi tamamlanıyor. Bu zamanların dışında giderseniz buradan beklediklerinizi bulamama ihtimaliniz maalesef yüksek, o Instagram’da gördüğünüz mosmor güzelim tarlalar bir bakmışsınız aslında hiç de mor değil. Yine de verdiğim zamanlar çok güvenilir desem yalan olur, küresel ısınma böylesine büyük bir boyuttayken mevsimler insanı şaşırtabiliyor. Gerçi bu virüs sonrası doğanın bu süreçte kendini biraz daha toparlamış olmasıyla zaman açısından çok büyük bir farklılık olacağını düşünmüyorum ama, yine de sosyal medya üzerinden Kuyucak Köyü ile ilgili hashtagleri takip ederek en güncel görüntülere ulaşmanız mümkün, veya köyde bulunan işletmelere telefonla ulaşarak kendilerinden de bilgi alabilirsiniz.

Yine hayal kırıklığına uğramamanız adına şunu da belirtmeliyim ki Kuyucak Köyü’nde göreceğiniz lavanta tarlaları öyle sonsuzluğa falan uzanmıyor, çünkü bu tarlalarda bütünsellik yok. Farklı farklı insanlara ait farklı farklı tarlalar var. Görmek istediğiniz görüntü böyle sonsuzluğa uzanan lavanta görüntüsü ise sizi buraya 30-40 dk uzaklıkta olan ve Burdur’da bulunan Lavanta Deresi’ne alalım. Yine de bana sorarsanız Kuyucak Köyü’nde edineceğiniz lavantanın köy yaşamındaki halini görebilme deneyimi, Burdur’da size daha güzel görüntüler verebilecek Lavanta Deresi’nden daha değerli. Çekim amaçlı gidiyorsanız iş değişebilir tabii. Dediğim gibi, Kuyucak’ta birbirinden farklı birçok ufak tarla bulunduğu için her tarlanın size vereceği görüntü de, lavantaların olgunlaşmalarına göre renkleri de farklı oluyor. Instagram’daki ‘’yanıltıcı’’ fotoğraflardan biraz söz edelim burada : Bazen bazı fotoğrafları daha estetik hale getirmek için ışıklarıyla ve renkleriyle oynandığı bir gerçek tamam, ama bu Kuyucak Köyü’ndeki lavanta tarlalarının gerçekten de mor olmadığı anlamına gelmiyor. Gerek buraya gittiğiniz zaman, gerek gidebileceğiniz en güzel tarlayı bulmak için biraz zaman harcamanız gerekmesi ve gerek tarlaların yaşı, lavantaların renklerini de çok etkiliyor. Dolayısıyla yazının başlarında da bahsettiğim gibi bu lavanta tarlalarını ziyaret etmek için en uygun zamanları yakalayamazsanız, o istediğiniz mosmor lavantalarla dolu görüntüleri elde edemeyebilirsiniz. Gün ışığının etkisi de büyük bir faktör bütün bunların yanında.

Yine de bu işin en iyi uzmanları köydeki yerliler olduğu için, bence onlardan fikir alarak görmek istediğiniz gibi bir yere ulaşmanız mümkün. Hasat zamanına yakın, biraz riskli bir tarihte gittiyseniz hele, en doğru bilgiyi size onlar verecektir.

Benim gibi her şeye alerjik olanlar için de söylemek istediğim birkaç şey var burasıyla ilgili, lavantaların üzerinde arıların çokça bulunmasından dolayı arı ve türevi şeylere alerjisi olanlar ve tabi ki lavanta gibi bitkilere alerjisi olanlar, ya da olabileceğini düşünenler buraya gelirken dikkatli olmalı. Kendi bünyemden üzücü bir şekilde alışkın olduğum şekilde bazen bir şeye alerjiniz olmadığını sanıyorsunuz ama aslında oluyor, böyle durumlar için hazırlıklı olmanızı kesinlikle öneriyorum. Eğer normalde alerji için kullandığınız bir ilaç varsa onu, yoksa ama alerjik bir yapınız varsa doktorunuzun önereceği bir ilacı yanınızda bulundurmanız seyahatinizde tatsız bir şey yaşamamanız adına doğru bir karar olacaktır.

Kuyucak Köyü’nde sizi lavantaların, doğal ve lavantalı ürünlerin, ve de köy kültürünün beklediğini zaten biliyorsunuz. Ancak böyle çok gelişmiş, şehir hayatından alışkın olduğumuz estetik zevklerinizi tatmin edebileceğiniz mekanlar veya size çok farklı bir aktivite deneyimi sunabilecek etkinlikler falan bulunmuyor. Ancak lavanta tarlalarının arasında dolaşıp lavanta toplayan köylüleri izleyebilir, hatta onlara eşlik edebilirsiniz.

Köydeki lavantaların arasında fotoğraf çekilirken kendinizi kaybetmekten muhtemelen acıktığınızı fark ettiğinizde açlıktan bayılma noktasına gelmiş olacaksınız bu arada. Bu sorun için de size önerim Lavanta Kokulu Köy Kadın Girişimciler Kooperatifi olacak. Yukarıda da bahsettiğim gibi köyün kadınları buradaki turizmin artması için çok çalışıyorlar ve burada da bu kadınların ellerinden mis gibi yemekler yiyebilirsiniz. Bu kooperatifi kurabilmek için birçok eğitim almış, hayvanlarını satmak gibi birçok fedakarlık yapmışlar. 2020 Mayıs itibariyle anlam veremediğim bir şekilde sosyal medya hesaplarına ulaşılamıyor yalnız, alternatif olarak Lavanta Gezegeni’ni önerebilirim. Tam olarak bir köy kahvaltısı konsepti bulunuyor ve gözlemeleri de şahane. Bunun dışında da Aliya Garden’ı hem konaklama için, hem de birbirinden güzel reçelleriyle hazırladıkları kahvaltıları için değerlendirebilirsiniz.

Gün ortasında kahvaltı bana göre değil diyenlerdenseniz şayet, o zaman da size önereceğim yer Lavanta Kokulu Cafe olacak. Burada öğlen yemeğine dair ızgara gibi bir şeyler bulabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Fill out this field
Fill out this field
Lütfen geçerli bir e-posta adresi girin.
You need to agree with the terms to proceed

Menü