Trabzon Gezi Rehberi

Dünya’nın ve Türkiye’nin her yeri, her noktası gezilecek yerlerle dolu olsa da bazı yerleri gezmek de yazmak da nedense daha bir keyifli oluyor bizce. Trabzon’da bu keyifle yazılan yerlerden bir tanesi, ‘’bunca zaman biz buraya nasıl gelmemişiz ya?’’ dedirteni. Şimdi doğruya doğru, Karadeniz’in her şehrinin güzelliği bir başka; ama biz Trabzon’a bi farklı ısındık nedense. Trabzon’da görülmesi gereken birçok yer, birçok güzellik var. Eh, biz size bunları tabi ki anlatacağız aşağıda ama önce izninizle söylemek istediğimiz bir iki şey var:

  • Trabzon’da da yaylalar bulunuyor evet, ama eğer Trabzon’da geçireceğiniz zaman kısıtlıysa ve Rize tarafına gitme şansınız varsa; bizim önerimiz Rize’deki yaylaları değerlendirmeniz. Hem Rize’de yayla turizmi daha gelişmiş olduğu için daha keyifli bir deneyim yaşarsınız hem de Trabzon’da yaylalardan çok daha öncelikli olarak görülmesi gerektiğine inandığımız yerler var. Yine de bahsedeceğiz buradaki yaylalardan kısaca ama eğer Rize’deki yaylaları görmeye karar verirseniz yolunuzu şaşırmamanız adına size Rize Gezi Rehberi’mizi de önerelim!
  • ‘’Ben takım tutmuyorum’’ derecesinde bir futbol bilginiz varsa bile Fenerbahçe ve Trabzonspor arasındaki çekişmeden haberdarsınızdır. Deli yüreklilik yiyip de sakın Fenerbahçe formasıyla Trabzon’da dolanmaya kalkışmayın. Tatsızlık yaşanır…

Trabzon’a gitmekle ilgili sorulan bir başka soru da buraya gitmek için en güzel mevsimin hangisi olacağı. Aslında Karadeniz genelinde yaz boyunca turizm çok daha yaygın olsa da geri kalan bütün mevsimlerde de bambaşka güzel manzaralar sunuyor insana. Zaten ay ve mevsim fark etmeksizin sürekli yağış alan bir bölgemiz olduğu için burası, ne zaman giderseniz gidin yağmura yakalanma riskiniz bulunuyor. İlk baharda her yerin yemyeşil oluşu, çiçeklerin açışı falan harika; kış dediniz mi mükemmel bir kar manzarası sunuyor; e sonbaharda da sararmış yaprakları, doğadaki bütün renklerin değişimini izlemenize olanak sağlıyor. Ne diyelim, Karadeniz her mevsim sizi kucaklıyor! Yalnız kışın gitmeyi planlar için ufak bir bilgi verelim, karlı bir havada oraya gitmek planındaysanız yaylaları ve Sümela Manastırı’nı direkt unutun. Hiç beklemediğiniz anda bir yere çığ düşüp, bütün planlarınızı bozabiliyor. Zaten karlı hava koşullarında da kimse bu tarz yerlere çıkmayı önermiyor.

Trabzon’da konaklamak için birçok seçeneğiniz bulunuyor. Rize Gezi Rehberi’mizi okuyanlar bilirler, önerdiğimiz üç konaklama alternatifinin ikisini yaylalardan verdik ve merkezde konaklamayı önermediğimizi de belirttik. Burası için de tam tersini söylemek istiyoruz çünkü aslında göreceğiniz birçok yere Trabzon’un merkezinden ulaşabileceksiniz. Tabi ‘’ben ille de yaylaya çıkacağım’’ diyenler için de bir alternatif sunacağız:

Zorlu Grand Hotel

Burası belki de Trabzon genelinde en çok bilinen ve en çok tercih edilen otellerden birisi. Bir kere bütün özelliklerini bir kenara koysanız bile, Trabzon’un merkezinde, Atatürk Parkı’nın hemen karşısında bulunmasıyla şehri en rahat şekilde gezebilmeniz için size harika bir fırsat sunuyor. Yemek repertuvarları oldukça geniş, hijyen deseniz en üst seviyede. Hem konumundan hem de özelliklerinden kaynaklı fiyatlarının bir tık yüksek olduğunu söylememizde yarar var, ancak gönül rahatlığıyla buradan memnun ayrılacağınızı temin edebiliriz. Otelin içinde spor salonu, buhar odası, sauna falan bulunuyor. Bize en ilginç gelen şey ise otelin içinde mağazalar da olması oldu…  Giyim, ayakkabı, ev tekstili vs. alabileceğiniz bir bölüm de var yani.

Yayla Otel

Tamam biliyoruz, Trabzon’da yaylalarda vakit kaybetmeyin dedik ama aslında Uzungöl’ü kastetmemiştik, orası apayrı bir cennet çünkü. Konaklaması için Uzungöl’ü tercih etmek isteyenler için size sunmak istediğimiz alternatif de Yayla Otel olacak. Son zamanlarda instagram’da tanıştığımız yayla bungalovları da çok güzel fikir ama orada artık Rize’ye gittiğinizde kalırsınız. Yayla Otel daha ziyade sanki size şehir içindeymişsiniz gibi hissettirecek bir konfor sunuyor, hem de Uzungöl Yaylası’nın en güzel yerlerinden birinde harika bir manzaraya karşı duran bir konumda bulunuyor. Buna rağmen fiyatları da gayet uygun. Kahvaltıları dünyanın en süper kahvaltısı olmasa da, Trabzon gezinizde size keyifli bir konaklama deneyimi yaşatacaklarını düşünüyoruz.

Zağnospaşa Konakları

Butik otel aşıklarını şimdiden uyarıyoruz, burayı çok seveceksiniz! Aslında burası çok eski bir otel değil, ancak görünümü eski konaklar havasında yapılmış. Otel yeni olduğu için tertemiz odaları var ve ferahlık konusunda da gayet iyi durumdalar. Hizmetleri gayet güzel ve personelleri de çok güler yüzlü. Kahvaltı burada da yüzünüzü çok güldürmeyebilir ama zaten şehir merkezinde her yere yürüyebileceğiniz bir konumda bulunduğu için istediğiniz gibi bir kahvaltı yapabileceğiniz birçok yere de yakın olmuş olacaksınız burada konaklarsanız. Oldukça yeşillikli bir yerde konumlandıkları için çok da tatlı bir manzarayla karşı karşıya kalıyorsunuz. Biz burayı çok şeker bulduk!

Konaklama mevzusunu da çözdüğümüze göre, artık Trabzon’da neler yapabileceğinizden bahsedebiliriz sanıyoruz. Trabzon oldukça fazla görülmesi gereken yere sahip olduğu için hepsinden bahsedebilmek maalesef pek mümkün değil, biz yine de elimizden geleni yapıyor; ve Trabzon’da Gezilecek Yerler listemize başlıyoruz.

Atatürk Köşkü

Trabzon’u genel olarak zaten çok sevdiğimizi belirtmiştik ama Atatürk Köşkü bize oldukça duygu dolu anlar yaşatan bir noktası oldu. Bu köşkün özelliği, Mustafa Kemal Atatürk’ün vasiyetini burada yazmış olması. Öyle de güzel bir bahçesi var ki, yollarında yürürken ‘’ATAM DA MI BURADA YÜRÜMÜŞ ŞİMDİ’’ diye çok fena yükseliyorsunuz. Biz burayı karlıyken gördük bir de, güzelliğine akıl sır erdiremedik. O bembeyaz karların ortasından yükselen bembeyaz bir köşk, yazarken bile gülümsüyoruz arkadaşlar. 2020’nin Ocak ayında gittiğimizde restorasyon vardı ve köşkün sadece giriş katı gezilebilir durumdaydı, dolayısıyla evin içinde pek de fazla bir şey göremiyorsunuz ama inanın gittiğinize değiyor.

Bakırcılar Çarşısı

Bakırcılar Çarşısı; hala eski Trabzon geleneklerini ve bakırcılığı devam ettirmeye çalışan esnaflar sayesinde günümüzde de Trabzon’un en turistik yerlerinden biri. Burada bulunan dükkanlarda yöreye özgü çay sunumları için kullanılan bakır çaydanlıklardan falan bulmak mümkün, bunun dışında da bakıra merakınız varsa bayılacağınız birçok el emeği göz nuru ürün bulunuyor. Fiyatlarının pek uygun olduğunu söyleyemeyiz ama, herhangi bir şey satın almasanız da mutlaka gezmenizi öneririz.

Ayasofya Müzesi

Trabzon’da baya bir popüler olan Ayasofya Müzesi, Geç Bizans dönemine ait bir eser ve bugüne kadar özenle korunmuş oluşuyla şahane bir yer. Müzenin içinde İncil’den alınmış süsleme örnekleri gibi şeyler görebiliyorsunuz. Asla İstanbul’daki Ayasofya Müzesi gibi bir yer beklemeyin bu arada, o kadar heybetli bir görüntüsü yok ama kesinlikle görülmeye değer. Yalnız uzunca bir süredir burada bir restorasyon çalışması var ve sanırız ne zaman biteceğini sadece yerlerin ve göklerin yaratıcısı biliyor…

Trabzon Müzesi (Kostaki Konağı)

Trabzon’u Temel fıkralarında anlatılan ve şiveden ibaret bir şehir sanıyorsanız kesinlikle yanılıyorsunuz. Gezdiğiniz yerlerin kültürüyle içli dışlı olmanın en güzel yolu bizce şehirde bir lokal gibi gezmek dolaşmak olsa da; müzelerin bu durumu sağlamadaki katkısı kesinlikle yadsınamaz. Bu kentin tarihi baya sağlam bir tüccar sınıfı barındırıyor. Müze bir konağın içinde yer aldığı için her katını da farklı yapmışlar: bodrum kata girdiğinizde arkeolojik eserlerle karşılaşırken, giriş katında konağın orijinal haliyle karşılaşıyorsunuz. Birinci katta da etnoğrafik eserleri sergiliyorlar. Bizce Trabzon Müzesi’nin güzelim bahçesini ve enteresan cam süslemelerini görmeden geçmeyin.

Trabzon Kalesi

Günümüzdeki surlarının en eski bölümü MÖ 4’üncü yüzyıl Roma Dönemi’ne dayanan Trabzon Kalesi, görebileceğiniz çoğu kale kadar ihtişamlı. İçeride yapabileceğiniz bir şey yok, ama surlara çıkabilirsiniz. Biz ne kadar gerekli bulduk derseniz, tartışılabilir. Bizce Trabzon’da zamanınızı harcayabileceğiniz daha güzel yerler bulunuyor.

Sümela Manastırı

82 milyon insan tek yürek, akıllarda tek bir soru: BUNU BURAYA NASIL YAPMIŞLAR? Evet arkadaşlar, Sümela Manastırı’nı canlı gördüğünüz andan itibaren aklınızdan çıkmayacak, belki rüyalarınıza bile girecek bir soru bu. Yol yok bi şey yok, bu adamlar buraya nasıl böyle bir şey inşa edebilmiş? Trabzon’un Maçka ilçesinde yer alıyor meşhur Sümela, halk arasında Meryem Ana Manastırı olarak da biliniyor. Bilinene göre Bizans zamanında kurulmuş, yani 13.yüzyıldan bu yana hala orada. Uzunca bir süre restorasyon geçirdi ve 2019 Mayıs gibi bu restorasyonun bir kısmı bitti bildiğimiz kadarıyla. Biraz sapa bir yerde bulunduğu için kış aylarında buraya gelmek biraz sıkıntılı, hava koşullarına bağlı olarak ziyaret edemeyebilirsiniz bile. Eğer önünüzde bir engel yoksa, bizce burası mutlaka ama mutlaka görülmesi gereken bir yer. Gitmişken Sümela’nın yolunda bulunan restoranlardan birinde yayla sularında yetiştirilmiş balık yemeyi unutmayın, bizim için de yiyin.

Vazelon Manastırı

Hazır Sümela Manastırı’ndan bahsetmişken, onunla aynı vadide bulunan Vazelon Manastırı’ndan da bahsetmeden edemedik. Burası bir Yunan manastırı ve hatta söylentiye göre Sümela, Vazelon Manastırı’ndan gelen gelirlerle inşa edilmiş; buna rağmen Vazelon maalesef Sümela kadar bilinmiyor. Anadolu’nun ilk manastırlarından biri olmasına rağmen hala ziyarete açık olmamasının sebebi, nedense burayla kimsenin ilgilenmemesi. Burası için de bir restorasyon çalışması yapılması fena olmaz bizce ama bize soran da yok işte…  Biz açık teklif sunuyoruz: Maçka’da buluşalım, Maçka’da bulu…

Hamsiköy

Köyün ismini görünce buradan hamsilerle ilgili bir hikaye çıkacağını düşünmeniz çok normal, üzülmeyin. Sizi kırmak istemeyiz ama konunun aslında hamsi ile hiçbir alakası olmadığını söylemek zorundayız… ‘’Hams’’, Arapça 5 anlamına geldiği için bu civarda bulunan 5 köye toptan bi isim verelim demişler ve buranın ismi Hamsiköy olmuş. Sütlaçları da çok meşhur bu arada, biz tadamadık ama siz bizim yerimize de tadarsınız artık. Tadamasanız da üzülmeyin gerçi, Trabzon merkezde bu sütlacı yiyebileceğiniz birçok mekan bulunuyor. Betonlaşma maalesef burada da var, dolayısıyla ‘’harika, süper’’ falan demek içimizden pek de gelmiyor ama dağ bisikleti sürmek veya trekking için uygun bir yer.

Çal Mağarası

Dünya’nın en uzun ikinci mağarasının Trabzon’da olduğunu biliyor muydunuz? Doğrusu biz bilmiyorduk. Hatta bu kadar güzel bir doğa harikasının ismini neredeyse daha önce hiç duymamış olmamız da biraz canımızı sıktı. Mağaranın içinden sular akıyor ve içerde şelaleler var var, dışarısı deseniz apayrı güzel… Mağaranın içine yaptıkları yol da oldukça güvenli, rahat rahat yürüyebiliyorsunuz içeride. Özel aracınız ile gelecekseniz Akçaabat üzerinden gelmenizi şiddetle tavsiye ediyoruz bu arada, diğer yol fecaat!

Uzungöl

Öncelikle baştan söylemek gerek, Uzungöl’ün o meşhur fotoğraflarını çekmeye geliyorsanız sizi biz hiç yormadan bir aşağı maddede bulunan Karester Yaylasına alalım.

Uzungöl de maalesef ki sadece kar odaklı çalışan, betonlaşmış bir yere dönüştü. Bu durum karşısında çok üzülerek Uzungöl’den beklediklerinizi bulamayabileceğinizi size şimdiden söylüyoruz. Tamam tabi ki her yer hala yeşillik ama o kadar garip garip yapılar var ki, insan burada dolanırken istemsizce buraya yapılan eziyete sinirleniyor. Çöp konusu da çok sıkıntılı, poşetler pet şişeler her yerde. Burayı temiz tutmak için uğraşanlar da var elbet ama yeterli değil belli ki. Hazır buraya kadar gelmişken, yine de seyir terasına çıkmayı ve göletleri gezmeyi unutmamanızı öneriyoruz. Burada yöresel kahvaltı yapma fikri kulağa çok hoş gelse de, cüzdanınız bu durumdan pek hoşlanmayabilir. Şöyle kuymaklı falan güzel bir kahvaltı için biz merkezde adım başı bulacağınız ufak işletmelere gitmeyi daha akıllıca buluyoruz.

Karester Yaylası

Her gerçek Trabzon pidecisinin duvarında  bulunan o meşhur Uzungöl fotoğrafları tam olarak buradan çekiliyor. Uzungöl’e kıyasla burada pek de yapılabilecek bir şey yok aslında ama eğer kamp yapmaktan falan hoşlanıyorsanız buradan çok keyif alabileceğinizi düşünüyoruz. Uzungöl’e yapmayı planladıkları bir teleferik projesi bulunuyor, eğer o gerçekleşirse teleferiği kullanarak Uzungöl’den buraya bir teleferik yolculuğu ile ulaşabilmek mümkün olacak.

Ortamahalle

Doğu Karadeniz’in Safranbolu’suna hoş geldiniz! Biz buradan inanılmaz keyif aldık, size de anlatmadan duramadık. Zaten Safranbolu’yu da çok severiz ama Akçaabat’ın manzarasını kuş bakışı görebileceğiniz Ortamahalle’de, Osmanlı zamanından kalma konaklar bulunuyor. Hem çok otantik bir yer, hem de fotoğraf çekmek ve çekilmek için biçilmiş kaftan. Turistler tarafından oldukça ilgi gören bir yer olduğu için özellikle yaz döneminde çok kalabalık. Arnavut kaldırımlı sokaklarında yürürken, çeşmelerini incelerken ve eskimeyen bir mahalle kültürünün ortasında dolanırken burada çok güzel zaman geçireceğinize eminiz. Konakların birçoğu kafe veya otel olarak çalıştığı için, orijinal haliyle olmasa da içlerini görme fırsatınız da olacak.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Fill out this field
Fill out this field
Lütfen geçerli bir e-posta adresi girin.
You need to agree with the terms to proceed

Menü